Tagged with reklam

Karı özledim

Kar kar dediler, bu muydu yani? Görende her yer karla kaplı olacak, sokaklar kapanacak sanar. Yağdı bitti. Ben yağsın istiyorum, böyle bir süre her yer beyaz güzel oluyor. Ne kadar bizim sokak iptal olsa da güzel meret. Senede 3-4 gün gördüğümüz bir şey. En azından İstanbul için. Yalnız böyle devam ederse hava mart ayında baya yağmur ve soğuk olacak gibi, hayırlısı.

Türk Telekom Arena’nın açılışı için Cem Yılmazlı bir reklam filmi çekildi gördüğünüz üzere. Cem Yılmaz ne yapsa haber olduğu için reklam da reklamın kamera arkası da magazin haberlerini seven kanallarımızın ana haberlerinde gösterildi. ATV sorunsuzca gösterdi ama Kanal D Türk Telekom kısımlarını sansürlemişti. Bana garip geldi. Yani Türk Telekom Arena açılışı için yapılan reklam filmi diyorsun ama tüm yazıları (futbolcuların formalarındakiler de dahil) sansürlüyorsun. Ama Ülker markası sansürlenmemişti diye hatırlıyorum. Garip bir durum yani. Sansürden dizi izleyemez hale gelmiştik derken reklamın kamera arkasını da sansürlemek iyiymiş (Belki de doğru olan bu ama bana garip geliyor).

Geçen hafta oynanan Sevilla – Real Madrid maçında (bizim deyimimizle) kendini bilmez (çok komik bir deyim yalnız) bir taraftar Real Madrid kalecisi Casillas’a yabancı madde atmış. Maçtan sonra açıklamalarını çok beğendiğim bir kişi olan Casillas, ona yabancı madde atan kişi için “Bir salak şişe fırlattı ama bu mükemmel taraftarın itibarına leke düşürmez” dedi. Klasik olacak ama bizde olsa kim bilir o üstüne o şişe gelen oyuncu maçtan sonra neler derdi, düşünmek bile istemiyorum. Zamanında da yerdeki oyuncunun kafasına tekme sallamış olan Pepe’ye sahip çıkmamış, biz bu tip oyuncuları istemiyoruz tarzı bir şey demişti. Her zaman kaptan oyuncu takımındakilere sahip çıkmak zorunda değildirin güzel bir örneği bu hareketler.

Son olarak bir WWF reklamı ile günü sonlandırayım. Gene bir Ali Batı çalışması. “Basit düşün”ün en güzel örneklerinden.

Etiketler , , , , , , , , , , , , ,

Kapat kapat kimse görmesin!

Ülkemizde engellenen internet site sayısı aldı başını gitti. Son olarak belirtinen rakam 6000 (yazı ile altıbin). Maşallah. İpin ucu kaçtı gidiyor. Sırada Facebook olacak gibi. Bakan açıklama yapmış, uyarılara karşılık bir hareket yok diye. Biz bu kafayla zor dostum zor. Ama buna karşılık milletvekilleri, savcılar filan trafik kurallarına uymazsa ceza yemeyecekler. Yasallaşmış mesela bu. Kafaya bak, internete yasak, ama kurallara uymamak serbest. Trafikte kendinize dikkat edinderim ben. Bundan sonra kırmızıda geçecekelr alıp başını gidecek. Adamın kurala uyacağı varsa da artık olmaz. Çok iyi ya. Sonra Avrupa Birliği bizi istemiyor tripleri. Bu kafaları nasıl istesinki. Daha yaya geçidinde geçene korna çalan kafalar olduğu sürece. Çok iyiye gidiyoruz gibi gözükmek ayrı bir güzel. Neyse çok kaptırdım kendimi.

Geçen gün Avea’nın sitesine girdiğimde çok güzel bir banner gördüm. Blackberry’nin hastası olduğum telefonu 9800 Torch Türkiye’ye geliyormuş. Sadece Avea ile değil, Vodafone ile de alınabilecekmiş. Fiyatı veya kampanyası nasıl olur bilmiyorum ama ben o telefonu istiyorum! Dünyanın ilk dokunmatik ve qwerty klavyeli akıllı telefonu diyorlar. Onlar diyorsa doğrudur. Onlar kim bende bilmiyorum ama doğrudur!

Yeni OS 6′ı ile piyasaya sunulmuştu telefon. Amerika’da AT&T firması ile alabilmek dışında 500 dolara kontratsız da alınabiliyor. Korkuyorum ben buradaki fiyatından açıkçası. Malum Amerika’da 2000 dolarlık laptopı burada 6500 TL’ye satan bir zihniyet var. Hani vergi vergi diyorlar da bu yalanı ne kadar daha yedirmeye çalışacaklar. Böyle bir vergi yok, bu tamamen kar payı kar derler adama. 2000 TL’ye yakın birşey olur heralde, iPhone’lardan biraz tecrübemiz var artık. Kontratsız alma seçeneği de olursa aslında çok güzel olur. Bekleyip görüceğiz artık.

Bir vesileyle gördüğüm “Samuray Şemsiye”yi Türkiye’de 399 TL’ye satan zihniyet varsa aslında laptoplarıda o fiyatlara satarlar. Normal fiyatı 25 dolar. İnanılır gibi değil cidden ya. Yalnız şemsiye çok iyi. Alırsam bunu, gittiğim yerlere almazlar beni diye de korkuyorum. Ama çok güzel ve yaratıcı bir ürün. Alınca detaylarını yazarım pek tabi ki de.

Bu güzel ürünlerden bahsetmişken, dün bunlardanistiyorum.com’da çok yaratıcı ve pratik bir ürün daha buldum. Kendileri Dynomighty markasının bir ürünü olan Bottle Cap Tripod yani Şişe Kapağı Tripod. Çok zekice bir ürün. Her şişeye uygun. Tabi büyük makineler için şişeninde boyutu önemli. Sitede şu an satılmakta. 25 TL değerinde bu ürün. Bu dönem çok harcama yapmamış olsam direk alacağım bir üründür kendisi. Burda reklamını yaptık diye hemen bitirmezseniz ayrıca sevinirim.

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

“Lost”suz bir hayat bizi bekler…

Eveet ve o gün geldi çattı. Lost dizi finali ile sevenlerine yani bizlere veda etti. Peki finali izleyiciyi tatmin etti mi? Asıl soru bu sanırsam ve herkesin kendine göre bir cevabı olduğu kesin. Ama gerçek şu ki JJ Abrams bir dahi. Diziyi ilk izlediğiniz günü hatırlayın. Uçak düşer, insanlara panik içindedir, hayatta kalmaya çalışırlar vs vs. Sonunda bir ambar kapağı bulurlar ve ohaaa, acaba adada yaşayanlar mı var yoksa deriz. Karada gemi bulurlar, bu geminin burda ne işi var nasıl gelmiş deriz. Kapağı aşarlar, başka yerler bulurlar, videolar izlerler, başka insanlar çıkar ohaa başka yaşanlar varmış lan oluruz. Her bölüm ayrı bir heycan, ayrı bir macera modundadır. Bölüm kötü olsa bile sonunda bir görüntü bizi kitler, hemen bir hafta geçsede yeni bölümü izlesek moduna gireriz. Böyle ola ola altı sene geçti ve dizi bitti. Tabi her sona yaklaştığımız gün merakımız daha artsa da bizi şaşırtma oranı düştü, çünkü o kadar değişik şeyler gösterdi ve yaşattı ki bize dizi artık şaşırmamaya başladık. Lost bu normaldir moduna girmeye başladık. Tabi teori tartışmaları devam etti durmadan. Her yeni bölümde ürettiğimiz teorileri çürütme üzerine oldu. Finale yaklaşan her gün sorularımızın cevabını alacağımızı sandık, Block Smoke ne? Adanın merkezinde ne var? MiB’in adı ne? Elektro manyetik olay ne alaka? vs vs. Bir ton soru. İşte burada JJ Abrams devreye giriyor. Bunların bizi oyaladığını resmen finalde gözümüze sokuyor. Pati’de birinin yazdığı gibi; Mangal dumanı gibi şeyin ne açıklaması olabilir ki? Bunlara takıldık ve belkide cevapları hep kaçırdık.

Finali fazla duygusaldı, gerçekten mutlu edecek duygusallıktı belkide. Kavuşmalar için diyorum tabi. Son 10 dakikada da bize cevapları veriyor. Bizi aylardır, yok hepsi Jack’in gördüğü bir rüyaydı filan deyip yemeye çalışmaları hoştu. Bunları yiyen varsa geçmiş olsun.  Hatta en son Evangeline Lilly’in canlı yayında bir programda dediklerine bizim basınımızın lapinlemesi paha biçilmezdi. Neyse artık hayatımıza Lost’suz bir şekilde devam edeceğiz. Gerçekten de yaşattıkları ve izlettikleri ile unutulmaz bir dizi olarak tarihe geçti. Bu ne biçim sondu lan diyerek ilk sezonlarda yaşattıklarınıda bir kenara atmayın. Olması gibi gereken, duygularımıza hitap eden bir finaldi.

Bu arada dün ATV’de idi sanırsam, Feriköy’de kurulan 2. el pazarının haberi vardı. İnanılmaz hoşuma gitti. Gidesim geldi direk ama malesefki gidemeyeceğim bir süre. İş güç yüzünden. Sadece pazarları kuruluyormuş. Baya eski şeyler var, çeşitli Avrupa şehirlerinde görüp “Neden bizim ülkemizde yok lan bunlardan?” diye sızlanmıştım. Meğersem varmış. Gidip görülmesi gerekiyor. Saatler ilgimi çekti baya. Bu arada tv de röportajda bir kızın, ikinci el şeyleri daha çok seviyorum çünkü bir hatırası var, yaşanmışlığı var tarzı cevap vermesi de yani nasıl klişedir anlatamam. Retro ile alakası var bu şeyin.

Dün Osmanbey’e metro ile gittim. Tam karşımda dev bir ekran vardı. Metroyu beklerken izledim bir süre filan da sonra bir anda Sütaş’ın reklamı çıktı. Böyle inekler bakıyor direk, TREN GELİYOOOR tarzı bir yazının altında. Aynı anda metro teşrif ediyor. Güzel olmuş çok beğendim. İneklerde komik bakıyor cidden. Yaratıcı beyinler çalışıyor. Durmak yok yola devam…

Etiketler , , , , ,