Geçen aylarda bir görsel yapmıştım Fenerbahçe hakkında. Malum Türkiye Kupası kazanamama yılı 29′a çıkmıştı. Esinlendiğim yer ise Manchester United taraftarıydı. Ama bu sene United taraftarı şampiyonluğa sevinirken statlarının demirbaş pankartlarından birini kaldırmak zorunda olmaları ile de içlerinde bir burukluk vardır elbet. Çünkü şehrin diğer takımı ve bu pankartın asıl kahramanları Manchester City geçen hafta kupayı kazandı. Finalde yendikleri Stoke City’li oyuncular ve taraftarlar kadar United taraftarı da bu duruma üzülmüştür herhalde. Bu arada biz neden böyle bir şey yapmıyoruz anlamadım. Ama uğursuz filan gelir, kupayı alırlar sonra üzülürüz.
İngiltere’de geçen hafta da sempati duyduğum ve filmlere bile konu olan West Ham United’ın küme düşmesine çok üzüldüm. Yetersiz teknik direktörü ile nasıl bu kadar sabredebildiler bilmiyorum. Londra bir temsilcisini kaybederken Green Street Hooligans, Cass gibi filmlere konu olan taraftarları ile düşman diyebileceğimiz Millwall taraftarı bu sene garanti iki kere sahada olduğu kadar sokaklarda da kapışacak gibi. Ligin bitmesine bir hafta kala Hammers’ın küme düşmesi garanti olunca Millwall taraftarı durmadı tabi ve West Ham teknik direktörü Avram Grant’ı kahramanları olarak ilan ettiler. Facebook’da bir sayfa bile açmışlar ve altına efsane yorumları basmışlar. Chelsea’den soğumama sebep olan bu adamdan cidden nefret eder oldum artık.
Bu arada Real Madrid’in kazandığı kupayı otobüsten düşüren Ramos’dan sonra Hollanda’da da şampiyon olan Ajax’ın kalecisi Stekelenburg da otobüsten kupayı düşürmüş. Kupaya pek benzemiyor onlarınki aslında. Bildiğin tabak işte. Neyse, taraftarlar da düşen tabağı otobüsün arkasından koşarak yetiştirmişler otobüse. İyi ki bizimkiler otobüs macerasına girmedi. Hakan Arıkan’a güvenemiyorum, düşürürdü filan sonra yıllarca dalga geçerlerdi. Haftaya da şampiyon belli oluyor. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üç de çaça! Anladın sen…
Tekrar hatırladım sinirlendim. Sanırsam IAMX’in şu ana kadar çıkardığı en vasat albüm. Cuma günü konser var ve içimde endişe oluştu. Ama daha önceden bildiğim için içim rahat biraz. Canlı performansları baya iyi çünkü. Bu vasat şarkıları da son derece güzel söylerler. Zaten konsere gidip gitmeme olayım direkten döndü. Neyse yırttık!
Bu haftasonu yeni bir kitap aldım. NTV Yayınları çıkarmış, yüz binlerce satılmış filan. Ferdinand von Schirach adında bir ceza avukatının yazdığı “Suç” adında bir kitap. Baya popüler olmuş ve film hakları bile alınmış. Hatta ilk filme de karar verilmiş ve çekimlerine başlanmış sanırsam. “Şans” adlı hikaye film yapılmaya karar verilmiş. Şu ana kadar 4 tane hikaye okudum ve bana göre aralarında en klişesi ve klasiğini film yapmaya karar vermişler. Belkide nabız yoklayıp kendine bağlama amacı güdülmüştür. Hikayelerden biri “Diken” bana The Maiden Heist filmini hatırlattı. Nedense kitaptaki adamı da filmdeki karakterlerle eşlemeye çalıştım. Kitap güzel, akıcı ve hikayeler cidden eğlenceli. Hepsinin gerçekten yaşanmış olması insanda merak uyandırıyor.
Kar kar dediler, bu muydu yani? Görende her yer karla kaplı olacak, sokaklar kapanacak sanar. Yağdı bitti. Ben yağsın istiyorum, böyle bir süre her yer beyaz güzel oluyor. Ne kadar bizim sokak iptal olsa da güzel meret. Senede 3-4 gün gördüğümüz bir şey. En azından İstanbul için. Yalnız böyle devam ederse hava mart ayında baya yağmur ve soğuk olacak gibi, hayırlısı.
Son olarak bir WWF reklamı ile günü sonlandırayım. Gene bir Ali Batı çalışması. “Basit düşün”ün en güzel örneklerinden.