Malum iPhone 4s çıktığı ülkelerde yok satıyor. Burada da yok satacağına eminiz. Dün bir sitede bir reklam gördüm. Hepsiburada.com kampanya yapmış ve ön sipariş ile telefonu 2.800 TL’ye satıyor. Asıl fiyatının da 3300 TL olduğunu iddia ediyor. Eğer o fiyatlara satılacaksa ne türlü küfürler etsem yetmez. Amerika’da 610 USD (1.10o TL civarında) ve Avrupa’da ise 660 avro (1.600 TL civarında). Türkiye’de iki katından fazla. Ve bizim saf insanımız (böyle diyebiliyorum ancak) bu aleti gidip bu fiyatlara alıyor. Sonra neden pahalı, neden kazık. Sen gidip alıp prim verirsen adamlara onlarda bize geçirmeye devam ederi. Neymiş vergiymiş filan. Evet vergilerle soyguna çevirdiler hayatı lanet olsun ama bu fiyatın tek sebebi vergi değil, insanları enayiden de öte yerlere koymak. Suratımıza baka baka aptalsınız, alıyorsunuz diyorlar. O da neden satmasın bizim insanımız böyle olduğu sürece. Maaşlara yapılanın iki üç katı zam ve vergi artışları olan bir ülkeden de aslında daha azı beklenemezdi. Senin devletinin sana saygısı hiç yokken o adamlar neden saygı göstersin ki… Senin devletin seni aptal yerine koymaya devam eder ve sen hiç bir şeye tepki göstermez ve hala onlara destek çıkarsan akılsızca bu adamlarda elindeki gücü böyle güzel kullanır. Sana, bana, bize geçirdikçe geçirir. Ancak itaat etmekle kalırız.
Sırf iPhone 4s için geçerli değil tabi ki de bu. Arabalarda, teknolojik aletlerde her şeyde. Ama en büyük karın olduğu sektörlerden biri bu. Diğerleri malum saat ve gözlük. Ben daha indirimsiz güneş gözlüğü göremedim. Hani bir yere girdiğimde şunu istiyorum ne kadar dediğimde fiyatına direk şu kadar diyen çıkmadı. Bu kadar ama indirimimiz var işte, bu kadara geliyor. Ama nakit öderseniz biraz daha düşeriz tabi… (Uyanık surat) Herhalde zamanında dükkanlarına yapıştırdıkları % indirim yazılarını çıkaramıyorlar da o yüzden böyle bir yol izliyorlar. Avro’nun 2.80 olduğu bir dönemde bile yurt dışında fotoğraf makinesini ve güneş gözlüğünü buradaki o “indirimli” fiyatlardan daha ucuza aldım. Hatta baya ucuza aldım. Ondan sonra insanların gelirleri tabi ki de açlık sınırında olur. Daha çok büyük oranı da olacak bu gidişle, çünkü daha önce de dediğim gibi maaşlara yapılan zamlar ile ürünlere yapılan zam ve vergilere giydirmeler arasında baya fark oluyor. Bir yılın ardından cebine giren para hızla çıkandan azalıyor. Daha çok cinnetler, daha çok aile cinayetleri izleriz biz. Bu sayede de kanallarımız bayram eder bize haber çıktı da zaman geçirip, reklamlardan para kazanabileceğiz diye.

Tabii ki hayat ne getirir bilinmez ama iddialara göre Steve Jobs’un altı haftalık ömrü kalmış. Her an her şey olabilir mantığı ile zaten bunun doğru olduğu tartışılır ama esas konu bu değil. Esas konu paranın saadet getirmediğidir. Paran var huzur var söyleminin yıkıldığı an. Steve Jobs’un ne kadar başarılı ve bir o kadar da zengin biri olduğunu hepimiz biliyoruz ama işte otonla para maalesef ki sizi hiç beklemediğiniz bir an hayattan koparabiliyor. Kişisine göre efsaneleşiyorsunuz o ayrı.
Google da Chrome 9′u çaktırmadan piyasaya sürdü. Bana göre en büyük özelliği site önizleme olayı. Bu özelliği ayarlarında açtığınız da adres satırına siteyi yazmaya başladığınız da enter (nam-ı değer return) basmasanız da siteyi açıyor. Tabii ön izleme olarak. Ama sayfayı aşağıya doğru indirip yazıları okuyabiliyorsunuz. Sonra adres çubuğuna yeni adresi yazıp aynı şeyi yapabiliyorsunuz. Benim bununla ilgili sorum şu olacak: Site demek tıklamak demek, hit demek. Bu şekilde tıklamadan sitelere girebilmek (o sitede hiç bir linke tıklamadığımızı düşünürsek) hit oranlarını düşürmez mi? Bu bir sorun mudur, değil midir?
Havalar soğudu, gözlerim pörtledi, günlerden cumartesi ama ben şu an ofisteyim, arabanın sol sinyali o kadar hızlı yanıp sönmeye çalışıyor ki yanıp sönemiyor… program baya dolu desene.
Son günlerde içimde bir can sıkıntısı böyle büyüdü büyüdü ve hiç bir şey yapmama isteği uyandırdı içimde. Yazacak şeylerim olmasına ki içiminde dolu olmasına rağmen bu durum yüzünden yazasım gelmiyordu ki imdadıma Kaan Sezyum yetişti. 2007 – 2008 yazılarından oluşan bir kitap çıkarmakla kalmamış, kitabın 2. baskısı bile çıkmış. Biz daha birini görmeden ikisini aldık. Kahvemi yudumlarken okumaya başladım ve keyfim yerine geldi. Günlerin sıkıntısını 5 dakkada almayı başardı. Başka kitap okuyor gibi gözüküyordum ama onu da iki kere filan okuduğumdan bence yeterli. Zaten ağır gelmişti bu koşuşturma maratonunda. Mini tatile çıkacağım şu gün ve önümüzdeki bir kaç günü daha eğlenceli hale getirecek, güzel olacak.
Bu arada bir konser haberi ile coştum adeta. Archive 28 Eylül’de Türkiye’deki ilk konserini verecek. Maçka’daki Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek konserin bilet fiyatları 49.50 TL. Fiyatı çok iyi ama günü pek hoş değil. Haftaiçi konserleri pek eğlenceli geçer mi onuda görüceğiz bakalım. Mekan hakkında pek bilgim yok, umarım iyidir mekan. Biletler de malum Biletix tarafından satılıyor.