Subway, McDonald’s ı geçmiş. Nasıl geçmiş onu da söyleyeyim: Dünyada en çok restoranı olan fast food zincir markası olarak geçmiş. 32 bin 749. açtığını duyurmuş. Ne kadar enteresandır ki Türkiye’de inatla tutmuyor şu enfes lezzetin sahipleri. O kadar gıcığım ki şu duruma anlatamam. Seneler önce Kadıköy’de vardı, son dönemlerde Capitol’de vardı. Ama o da kapandı gitti. Tek Cevahir’de gördüm. Halbuki o kadar güzel seçenekleri var ki anlatamam. Yani sos ve sandwiç seçenekleri çok başarılı. Evet tek kötülüğü biraz daha pahalı. O konudan bende mustaribim ama gülü seven dikenine azcık katlanabilir diye düşünüyorum. Canım da çekmedi değil ha, açımda zaten. Olsa da yesek.
Bu arada şunu da belirtmek isterim ama Avrupa ülkelerinde bu tip sandwiç firmaları daha çok tutuyor. McDonald’s, Burger King ve KFC gibi markalar çok azken, yerel yada global sandwiç markaları çok daha fazla. Özellikle İspanya ve Portekiz’in bir kısmında bulunan Pans & Company bu konuda lider. İspanya’da baya şubesi bulunan çok başarılı bir zincir. Canım çekti işte. Off of.
Aman dikkat diyeyim! ATM’lerden fiş alırken iki kere düşünün! Artık fişler de paralı olmuş. Ben zaten kullanmam da kullananlara duyurayım istedim. Ben bekliyorum nefes almak ne zaman paralı olacak acaba diye. Bankamatikler de hırsız gibi çalıyor bizden paraları. Bununla ilgili çok güzel bir film vardı: “How To Rob A Bank” adında. Soydukları para ATM’lerdeki işlem paraları idi. Kimsenin farkına bile varmayacağı o cüz-i paraların toplamda nasıl bir servet ettiğini konu alıyordu film. Nedense bu ATM fişi ve ortak kullanımı görünce o film geliyor aklıma.
Son iki haftada 3. zammı patlattılar benzine. Libya’daki olaylar bahane dünya şahane! Geçir devamlı halka. Hadi diğer ülkelerde akaryakıt bu kadar pahalı da değil neden bizden bu kadar vergi alınıyor onu birilerinin çıkıp ciddi ciddi anlatması gerekiyor. Hal böyle olunca kaçakçılık ve uyanıklılık seviyeleri artıyor. Örneğin son halk otobüs ve minibüs şoförlerinin başvurduğu yöntem çok akıllıca. Tekne yakıtında ötv olmadığı için tekne alıp onu akaryakıtını otobüs ve minibüslere aktarıyorlarmış kaçak olarak. Bazı araçlardan siyah duman çıkma sebebi bu gösteriliyor. Ben yağlarının rezaletinden diye biliyordum, bir de bu çıkmış oldu. Dışarı çıkıp bir temiz hava alalım söylemi yakında kullanılmaz hale gelir. Yükseliyoruz ülkece yalnız yanlış anlaşılmasın.
Blue Moon Rising demişken; United taraftarlarının City’li taraftarlar için yaptırdığı pankart beni benden aldı. City geçen sezon itirabi ile 34 yıldır İngiltere’de kupa kazanamıyor (En son 1976 yılında Lig Kupası’nı kazandılar). Buna laf atmak amaçlı West Stand adında bir kişinin ismini verdiği Stretford End tribünü (Old Trafford Stadının batı kısmı) bu pankartı yapmış. Yukarıdaki pankart tabi eski fotoğrafı pankartın. Sonuçta 34 sene oldu artık. Zaten filmin sonunda da sayaç 34 oluyor.
Akşam akşam okuduğum bir haber ile cinlerim tepeme çıktı. O konuya en son değineceğim. Sakinleşirsem tabi o ayrı.
Amerika’da demişken olayı KFC’ye bağlayayım bare. Bundan 4 sene önce İspanya’da KFC’de yediğim ürünü KFC Türkiye daha yeni ülkemize getirerek büyük bir başarıya imza atmış oldu. Şu yeni çıkan Tower Burger’den bahsediyorum. Ama anlamadığım şey neden bu kadar geç geliyor bu ürünler. Fast Food tüketimi ülkemizde hat safada olmasına rağmen bu tip ürünler ya gelmiyor ya geç geliyor. Yalnız Tower Burger de baya lezzetli, tavsiye ederim. Ama asıl ürün Amerika’da geçen aylarda çıkan bir ürün. Ekmeksiz sandwiç. Double Down adındaki ürün iki tavuk arasında iki peynir arasında iki domuz salamı. At o domuz salamını koy onun yerine jambon efsane olur. Kalori patlaması bir kenara ama böyle arada kaçamak amaçlı yenir her türlü. (Tower Burger’in fotoğrafını koyucaktım ama yazıyı yazarken aklıma bu geldi, haliyle de bunun resmini koydum. Ee açık ara ile yani…)
Bu sabah çok efsane bir haber gördüm. Dallas dizisi geri dönüyormuş. Ee her şeyin remake’ini yapıyorlar, onunda yapmazlarsa ayıp olurdu. Tabiki çoğu remake gibi ne tutucak, ne de güzel olacaktır ama işte yapmadık demiyelimin bir örneği. Yeni Dallas’da Kiefer Sutherland, Josh Holloway ve Jennifer Love Hewitt’in oynaması planlanıyormuş. Kadro şukela olacak ama ya gerisi?… Bakarsınız Cesur ve Güzel ile Yalan Rüzgarı’nında remakeleri çekilir. 7 ceddimiz aynı şeyleri izleyerek yaşlanır.
It’s always sunny in philadelphia 6. sezonu bu hafta açtı. Çizgisinden hiç birşey kaybetmemiş, yoluna devam ediyor. İzlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. Cidden çok komik, gülmek garanti. Bağımsız bir yapım olduğundan da dış etkilerden etkilenmiyorlar. Hala eski bölümlerini sık sık izliyorum. Şiddetle tavsiye edilir.
Geçen gece gene bir suç işlemek üzereyken kendime dur dedim. Saat 22:45 civarı Domino’s'tan incecik pizzalardan bir tane sipariş verdim. Gece yemek yemek kendi prensiplerime aykırı olduğundan suç olarak görüyorum. Pizzam geldi, açtım kutuyu ve 2 dilim yedim. Ama diğer kalan dört dilimi de yememek için kendimi çok zor tuttum diyebilirim. Geri kalan dilimleri sabah kahvaltısı olarak yemek için ayırdım. Ama yani çok fena bir şey bu incecik pizza olayı. Çerez gibi gidiyor. Hafif de geliyor bana. Aman tanrım korkuyorum! Bir de Yemeksepeti ve telefonla sipariş dışında kendi sitelerinden de satışa başlamışlar. AcıkTık adı altında sitelerinde bulabilirsiniz bu olanağı. Diğer seçeneklere göre burdan sipariş verirseniz, pizzanız nerede, onu takip de edebiliyormuşsunuz (Ama Yemeksepeti’ndeki gibi promosyonlar var mı bilemiyorum). Sitenin görsellerini dergide gördüm ve baya yaratıcı yani. Tebrik ettim.