Filed under Spor

Rüya ötesi

Deron Williams formayı giymiş, sıra Kobe’de diye bir yorum yaptım. O forma ne kötüdür ama ya. Özellikle reklam kısmı. Böyle en uyduruk baskı ile yapılmış. Şu lokavt uzun sürse de biz batarken bari takım başarılı olsun. Ama yani Kobe Bryant muhabbeti ilk geçerken Ergin Ataman ne güzel trollüyor diyordum, meğersem ciddiymiş. Düşünsene geldiğini. NBA’in en iyi oyuncusu bizim takımda forma giyecek. O takımdaki genç oyuncular gece uykulu gözlerle izleyebildiği adamla aynı salonda olacak. Ama tabi önce gelmesi lazım. Öyle bir takımız ki biz imzayı atar, tam gelecek lokavt biter, imzaladığı ile kalır. Biz de patlarız işte. Ama belki forma filan basılırsa resmi o bile bize yeter haha. Bu kadar sığ düşünebiliyoruz bazen, çünkü bu yaşanan hayalden de öte bir şey. Kelimeler yetersiz kalıyor o derece yani. Hayırlısı ama bakalım ne olacak.

Cola Turka saçmalığı tam gitti derken formanın arkasına Ülker saçmalığı geldi. Başarısız işte tasarımlarınız neden değiştirmiyorsunuz anlamadım. Siyah beyaz olunca az da olsa yırtıyor ama gene kötü gene kötü. Toyota da fena durmamış aslında. Umduğumdan biraz daha vasat gibi ama bir BEKO değil tabi ki de.

Şimdi de 2005-2006 sezonuna dadanmışlar. İyice çığrından çıktılar. Senelerce oturun, şimdi aksiyon arayın. Hay Allahım ya. Otursunlar tüm sezonları didiklesinler o zaman. Cidden baydı bu konu. Derbiler de şike var diye sağdan soldan laflar duyuyoruz. Mantıklı mı bu denenler ya? Akıl var mantık var. Cidden içler acısı insanların düşünceleri. İyice cılkını çıkardılar.

Bu nasıl iş ya? Bir gün yazmadık diye günlük ziyaretçi beşe düşer mi? Vah halimize. 

Etiketler , , , , , , ,

Güne üzgün başlamak

Böyle bir şiire giriş yapacakmış gibi bir başlıkla girdik ama alakası yok. Sabahın köründe Ateşehir’den dönerken bir saka arabanın önüne attı kendini. Zaten 60-70 arası bir sürat ile giderken manevra bile yapacak zamanım olmadı. Aynadan baktığım zaman kendisini yerde gördüm. Hala üzülüyorum duruma. Sevgili saka öbür tarafta bunun hesabını sorarsan bana verebilecek cevabım yok sana… Ne desen haklısın…

Beşiktaş Toyota ile sponsorluk anlaşması imzaladı bu hafta içinde. Süper oldu açıkçası. İğrenç Cola Turka’dan kurtulduk ama maalesef Ülker saçması geldi sırta. Ah o da gideydi işte alınası olurdu forma. Lanet şey sökülmüyor da. Şimdi maçlardan sonra ki geyikleri görün siz. Bayacak geyikler…

Bayadır yazamadığımın farkındayım ve mutlu da değilim bu durumdan. Yazacaklarımı unutuyorum sonra bir şey bulamıyorum. En son gazete sitelerinde sok dakika olarak lanse edilen Hilal Cebeci faciasına gözüm takıldı. Neymiş diye bakayım dedim, bakmaz olaydım. Abazan mekanı olmuş ortam. Kadın en son tesettüre girmişti, şimdi açıyor orasını burasını. Ama yurdum insanı malum sosyal medyayı dünyada en çok kullanan insan. O kadar dolu bir toplumuz ki boş boş işlerle uğraşıyoruz.

Pazar günü bir efsaneyi son kez izleyeceğiz. Eğer Heavy Metal’in bir tanrısı varsa o da Judas Priest’tir benim için. Bununla ilgili daha kapsamlı bir şeyler yazmak istiyorum ilerleyen günlerde. Böyle burada iki satırla geçiştirilecek bir konu değil bu. Umarım sahne önü Sonisphere’daki gibi kocaman değildir de adam gibi konseri izleriz.

Odamdaki tüm figürleri kutuladım. Böyle ufak tefek şeyler kaldı. Nasıl yalnız hissediyorum kendimi anlatamam. Baya baya boşaldı oda onları toplayınca. Elim gittikçe eskimiş posterleri, resimleri de yırtıyorum. Hani bir laf vardır “end of an era”. Durum da bu işte benim için. Ama şöyle bir şey de var, Spawn’ın çoğu figürü dergilerin kapakları. O kompozisyonu yeni evde çok daha güzel bir şekilde yerine getirebileceğim. Yer derdi olmayacak. Şimdi odam da sınırlı alana sığdırıyordum, artık cam vitrin hayat kurtaracak.

Gene mecliste bir yemin kargaşası yaşanırken, tüm dikkatler oraya çekilmişken, hooop futbolda şikeeee! Bak sen bu işeee! Tüm dikkatler şike davasına yoğunlaştı. Fenerbahçe küme düşecek mi? Şampiyonluğu elinden mi alınacak? Böyle sürüp gidiyor. Arkadaş ülkenin gündemi bu değil hala. Fenerbahçe’ye de hiç bir şey olmayacak. Bak gör…

Biraz konsept değişti ama bu seferlik idare edek, napak kanka inanak mı?

Etiketler , , , , , ,

Süper projeler süper fikirlerle gelir

Dün halı sahadaki efsane düşüşümden sonra hala kendimi toparlayamadım. Maçlarda görürdüm böyle kafa topuna çıkıp havada uçan ve ellerinin üzerine düşün oyuncuları. Harbi aksiyonlu bir şeymiş. Ama çim değil de halı saha da olunca dizler, dirsekler yara bere içinde kalıyor. Ama bu olaydan sonra demek ki bir şey olmuyormuş deyip kalede daha çılgın kurtarışlar da yapabilirim. Tabi cesaretimi toparlayabilirsem.

Halı saha demişken, gene Marketing Türkiye’de gördüğüm efsane bir şey var: Sahacini. Sitenin olayı size yakın halı sahayı öğrenmekle kalmayıp, sistem üzerinden sahayı kiralayabiliyorsunuz. Ya da istediğiniz günde hangi saatler boş veya saha müsait mi gibi sorularınızın cevabını alabiliyorsunuz. Yalnız bu siteye kayıtlı olan sahalara bakabiliyorsunuz sadece. Zamanla üye saha sayısı artınca çok daha işlevsel olacak bir sistem.

Bu arada yazamadığım ve yazmak istediğim bir konser daha var: Joss Stone. İstanbul Caz Festivali etkinliği içinde yer alacak konser santralistanbul Kıyı Amfi’de gerçekleşecek. Tam olarak mekan nerede bilmiyorum ama santralistanbul’un oralarda olduğu muhtemel. Çok zekice bir tespit, evet. Arada dinlemeyi çok sevdiğim bir kişidir kendileri. Yalnız bu konser de hafta içi. Neredeyse tüm konserler ya pazar ya da hafta içi. Böyle bir gün sonrası işte acılar çekelim diye. Ya da işe geç kalıp papara yiyelim diye. Mekana gitmesi sorun değil. Konser bitecek, o kadar insan kalabalık demek. Onların içinde vasıtalara binip merkezi bir yere gidilecek, oradan eve dönülecek, duş muş filan derken uyumayı kaçta başarabileceğiz orası meçhul. Sonraki gün sabah 6.30′da alarm çalarken pek hoş kelimeler ağızdan çıkmayacak sanırsam. Para derdini geçtim artık zaman derdini düşünür oldum.

Yurdum insanı çok iyidir. Bizim orada otobüs durağında duran (daha doğrusu yolda duran) otobüsler için cep yaptılar. Aslında otobüs durağına yanaşabilseydi otobüsler gerek bile yoktu böyle bir aksiyona. Ama sağ olsun arabalarını insanlar efsane park ediyordu. Otobüs durağının tam ucuna park edince durağa park etmedim tripleri efsane. Sanki otobüs kafadan o daracık alana girebiliyor. Neyse, cep yapılmış, durak içeriye çekilmiş ama otobüs gene yolda duruyor. Çünkü yurdum insanı durakta değil de cepte bekliyor. Haliyle otobüs yanaşamıyor. Yurdum insanı diyorum ya işte alışkanlıklarından vazgeçmez. Ama her geçen gün görüyorum ki trafik polisine aşırı ihtiyaç var. Yani var da biz mi görmüyoruz. Trafik polisliği sadece dur-geç demek değil ki? Artık kazalara da gitmiyorlar bari şu saçma sapan yerlere park edenlere ceza kesseler de insanlar biraz akıllansın. Sadece belirli yerlerde varlar, Üsküdar’da Kuzguncuk da filan otobüs duraklarını geçtim, otobüslerin geçebileceği kadar bile yer bırakmıyor insanlar yollarda. İnanılmaz bir bencillik hüküm sürüyor.

Üsküdar’a da yeni bir proje açıklandı geçenlerde. İstanbul Belediye Başkanı süper projeyi düşünmüş, Üsküdar Belediyesi de teşekkürler diye her yere yapıştırmış ilanı. Abi ne komikler ya. İnanılır gibi değil. Neymiş Üsküdar trafiğine girmemek için deniz üstünden ulaşım. Şimdi Üsküdar’ı bilenler bilir, Beylerbeyi tarafından gelirken Üsküdar’ın girişinde trafik hep olur. Minibüs durağının orada hatta daha geride trafik başlar. Özellikle hafta sonları. Sağlı sollu bekleyen arabalar ve şu Marmaray projesi sayesinde Üsküdar artık yaşanmaz yer haline geldi. Garip iki tane trafik ışıkları var ama ne araçlar doğru düzgün uyuyor ışıklara ne de yayalar. Yayalar hiç uymuyor zaten. Trafiğin en çılgın olduğu yer bu kısacık ara. Taksiler bir yandan, otobüsler bir yandan, dolmuşlar bir yandan, dünyayı kurtarmaya giden insanlar bir yandan kopuyor ortam. İşte İstanbul Belediye Başkanımız da tam bu nokta da devreye giriyor. Diyor ki; vapur iskelelerinin akabine denizin üstünden geçen köprü/yol/üst yol yapacağız ve Harem istikametine insanlar rahatça gidebilecek. Abi şaka mısınız ya? dedim ilk gördüğüm de. Zaten vardı bu yol? Ve çılgın trafik filan da olmuyordu. Ben vapur iskelelerinin oraya gireceksem o yolun bana ne yararı var? Zaten trafiğin sebebi oraya gelmeden önceki kısım ve insanların cahilliği. Yolun ortasında duran taksileri ıslah edememişsin o yolla trafiği mi rahatlatacaksın? Evet rahatlar da yani bu yeni ve süper bir çözümmüş gibi ortaya atmak çözüm değil. Zaten daha Marmaray bitecek deee o yol yapılacak daaa… Manzarayı kapatacaklar ona yanıyorum işte.

Etiketler , , , , , , ,

Christopher kadar başına taş düşsün Chris emi!

Tekrar hatırladım sinirlendim. Sanırsam IAMX’in şu ana kadar çıkardığı en vasat albüm. Cuma günü konser var ve içimde endişe oluştu. Ama daha önceden bildiğim için içim rahat biraz. Canlı performansları baya iyi çünkü. Bu vasat şarkıları da son derece güzel söylerler. Zaten konsere gidip gitmeme olayım direkten döndü. Neyse yırttık!

Volkswagen Beetle’ye yeniden şöyle bir bakınca resmen Porsche’yi andırdığını fark ettim. Ama nedense bana Porsche’nin tasarımı yapılırken az biraz kaplumbağadan esinlenilmiş gibi geliyor. Yani onun üstten bastırılmış hali en sığ düşünceli hali ile. Bu yeni Beetle ise Porsche’nin arkadan ve önden sıkıştırılmış ve bu yüzden de üstte doğru biraz genişlemiş hali. En sığ hali ile tabi. İstiyorum şu arabadan!!!

Martina Hingis vardır bir aralar ya. Geçenlerde tenis maçı izlerken aklıma geldi. Arada kaynadı gitti. Steffi Graff sanırsam en uzun süre üstlerde kalan. Çok hatırlamıyorum ama adını hala hatırlayabiliyorum. Erkeklerde biraz daha farklı durum. Orada üst sıralarda istikrar var. Kadınlar kısmısında bir istikrarsızlık mevcut. Kardeşler bir ara orayı ele geçirmişti ama sonra onlarda düşüşe geçti. Şimdi kim bir numara kim bilmem kaç numara hiç bir fikrim yok.

Ya son bir ayda 4 tane Barcelona – Real Madrid maçı izledik. Dün tabi efsane star baltaladığı için maçı Afgan kanalından izlemek zorunda kaldım. Maçı canlı veren kanalların listesini buldum internette ve sanırsam bir tek Türkiye yoktu o listede. Harika değil mi? Neyse benim derdim o değil. Londra derbilerinin El Classico’dan çok daha eğlenceli olduğu. Bir çarşamba günü gene maçları esnasında gerçek Londra derbisi vardı. Tottenham Hotspurs ile Arsenal süper zevki bir maç yaptılar. Altı gol vardı maçta. Diğer tarafta bir tarafta oynatmamaya çalışan diğer yerde dünyanın en iyi takımı vs vs. Her zaman söylemişimdir ve hala dediğimin arkasındayım. Bu da İngiltere’de oynan futbol dünyanın en zevkli futbolu. Bu kadar basit. İnanılmaz mücadele oluyor. Dünya paralar alan oyuncuların o mücadelesi gerçekten özellikle bizimkilere ders olmalı.

Çok yakında da şu yeni internet yasakları ile ilgili içimdeki patlamayı yazacağım, hayırlısı.

Etiketler , , , , , , , , , , ,

Vay vay vay projeye bak!

Bu sabah çok efsane bir haber gördüm. Dallas dizisi geri dönüyormuş. Ee her şeyin remake’ini yapıyorlar, onunda yapmazlarsa ayıp olurdu. Tabiki çoğu remake gibi ne tutucak, ne de güzel olacaktır ama işte yapmadık demiyelimin bir örneği. Yeni Dallas’da Kiefer Sutherland, Josh Holloway ve Jennifer Love Hewitt’in oynaması planlanıyormuş. Kadro şukela olacak ama ya gerisi?… Bakarsınız Cesur ve Güzel ile Yalan Rüzgarı’nında remakeleri çekilir. 7 ceddimiz aynı şeyleri izleyerek yaşlanır.

Pazar günü sabah saat 10:10 gibi IKEA’ya gittik. Gitmeden önce de heralde ilk biz gideceğiz diye düşündüm ama durum hiç öyle değildi. Ben hayatımda bu kadar kalabalık görmemiştim yemek katını. İnsanlar yememiş içmemiş oraya gitmiş sanki. İçecek kısmı görünmüyordu sıradan filan. Orda kahvaltı etmeyi düşünseymişiz yandıydık. Yalnız her gittiğimdeki gibi herşeyi alasım geldi. Ev kurasım geldi böyle. Bayadırda gitmiyordum, unutmuştum bu düşünceleri ne güzel.

Yapı Kredi Yayınları’da e-kitap olayına idefix ile girmiş, hayırlı olsun. Gayet de güzel kitaplarla girmiş hemde. Normalde kitap okuyacak vakit pek bulamadığımdan hala Dava’yı bitirmeye çalışıyorum. Bitince yeni kitapları alacağım. 80 TL’lik kitabı 40 TL’ye alabilmek güzel olacak. Artık kitap sayıları artsın diyorum ama bakalım.

Geçen haftalarda Maret ile Burger King’in olayı malumunuz gündemdeydi. Tonlarca et bakteriliymiş, Burger King bunları Maret’e geri iade etmiş, Maret ise bunları imha etmişmişmişmiş. Böyle gidiyor hikaye. Amma velakin imha edilen etlerin bir kanıtı yok. Asıl bomba bu. Belki piyasada, belki cidden imha edildi. Kafada bi’ ton olay var zaten bir de bakterili et çıktı başımıza. Bunların üstüne geçen hafta (Burger King’in en büyük rakibi ve benim sevmediğim firmalardan biri)  McDonald’s'ın inanılmaz akılcıl hamlesi olan reklam filmini gördüm. Adamlar pazarlamayı çok iyi yapıyorlar. Rakibin zayıf noktasından vurup, hem taze sebze, hem taze et kullanıyoruz temalı, müşteriye güven aşılayan reklam filmi başarılı olmuş. Sevmesek de saygı duymak lazım.

Ve gelelim haftanın kazananı ve gurur kaynağımız Kenan Sofuoğlu’na. Adam ikinci kez Dünya Supersport Şampiyonu oldu (İlkini 2007′de kazanmıştı). Helal olsun valla. Geçen haftaki oyunlara rağmen, tokat gibi cevabı ile bazı rakiplerinide mutsuz etti. Ama sonuçta biz Türkler gurur patlaması yaşadık. NTVSpor’a verdiği bir röportajda bu sene artık son kez Supersport’da yarışmak istiyorum, başka bir klasmana geçmek istiyorum diyordu ama bakalım ne olacak. Takımının (HANNspree Ten Kate Honda) bu konuda anlayış göstericeğini de söylemişti. İki kardeşinide motor kazasında kaybeden Kenan Sofuoğlu’nun bu sevdadan vazgeçmeyerek üstüne gitmesi cesaret işi bana göre. Umarım bizi daha çok mutlu eder.

Son olarak da bugün gördüğüm bir haberi paylaşayım. Antalya’nın Side Belediyesi’nde adamın teki markete girer girmez, önce reyondan ürün seçen bir müşterinin boğazını kesiyor. Üstüne market sahibine bıçakla saldırıp, onu bıçaklarken bir müşteri hemen olaya müdahale etmeye çalışıyor. Ama sanırsam oda yaralanıyor, bunlar olurkende yaralanan market sahibi tabancasını çıkarıp saldırganı vuruyor. Film gibi inanılmaz bir olay cidden. Buradan olayın videosunu izliyebilirsiniz. Korkum şu ki -adam ölmemiş bu arada- adamın aklı dengesi yerinde değil filan diye az tutarlar içerde ya da salıverirler. Film diye internete koysan yer. Vay be…

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,