Filed under Seyahat

Gez göz arpacık

İzmir’den selamlar. Geçen ay donuyor, hasta oluyorduk, bu hafta ise sıcaktan terliyoruz, bunalıyoruz. Hadi hayırlısı bakalım.

Geçen AutoShow fuarındaki Ferrari satışını söylemiştim de o hiç bir şeymiş meğersem. 2 gün önce duyduk ki fuardaki tüm araçlar satılmış. Vay vay vay… Bu ne bolluk, ne güzellik ya. Aston Martinleri alan kişiyi bulup, bi’ tanesini bana vermesini rica edeceğim. Hadi bakalım…

Geçen gün Hürrriyet Emlak ekinde bir haber gördüm; Acıbadem’e alışveriş merkezi yapılacakmış. İstinya Park’ın yapıcıları Central Park diye bir alışveriş merkezi yapmayı planlıyormuş. İsmi çok çakma ama ilk 3b görüntüleri güzele benziyordu. Ama merak ettim, nereye yapacaklar? Yani Acıbadem’de o kadar büyük alan nerede var? Çünkü baya salonu olan bir yer filan düşünüyorlarmış. Nautilus’ün yanına yapsalar diyecem, oraya başka şeyler yapılıyor ki katliam çıkar. Yaptırmazlar pek. Ee neresi kaldı yer olarak? Bilmediğimiz bir Acıbadem mi var acaba bir yerlerde?

Bu arada belkide çoğumuzun bilmediği bir şeyi okudum cuma günü Bloomberg Businessweek dergisinde. Şu an iki otobüs hattı temmuz 2010′dan beri Turkcell’in pilot hatları olmuş. Taksim – Beylikdüzü (145T) ve Taksim – Bahçeşehir (74D ve 74E) iki katlı otobüslerinde Turkcell bedava 3G internet servisi sağlıyormuş. Sadece interneti yavaşlatmasın diye dosya indirme siteleri bloklanmış. Çok şaşırdım okuyunca. Detayları çok okuyamadım ama TTNET WiFi gibi Turkcell müşterisi olmanız gerekiyor olabilir. Şu an Anadolu yakasındaki otobüs hatlarına da bu sistemi yerleştirmek için görüşmeler devam ediyormuş. Baya hoşuma gitti, sonuçta böyle şeylere ihtiyacımız var.

Bllomberg Businessweek demişken kapaklarından da bahsetmemek olmaz. Gerçekten çok başarılı kapaklara sahip bir dergi. Necip Şahin imzalı illüstrasyonlar görülmeye değer. İnternette bulabilseydim burada paylaşıcaktım ama bulamadım (Necip Şahin’in dergi için yaptığı başka bir illüstrasyon yukarıdaki). En kötü yakında taratıp buraya koyarım kapakları.

Bu arada son olarak nefret kusucağım şu metrobüs zammına. Dolayısıyla otobüs biletleri zammına. Yani halkın yararına bir ulaşım aracı yapıyorsun, onunda içine etme yani, cidden etme! 3 duraktan fazla mesafeler 1.95 TL. Yuh! Söğütlüçeşme’den Altunizade’ye gitmek 1.95 TL. Daha köprüye varamadan dünya para veriyorsun. Ee o zaman otobüse binerim, ne anladım metrobüsten. 3 durak kime yeter anlamıyorum. Neyseki sinirim geçtikten sonra yazıyorum da fazla girişemiyorum. İnsanın asabını bozuyorlar.

Etiketler , , , , , , , , , , , , ,

Oh be!

Son günlerde içimde bir can sıkıntısı böyle büyüdü büyüdü ve hiç bir şey yapmama isteği uyandırdı içimde. Yazacak şeylerim olmasına ki içiminde dolu olmasına rağmen bu durum yüzünden yazasım gelmiyordu ki imdadıma Kaan Sezyum yetişti. 2007 – 2008 yazılarından oluşan bir kitap çıkarmakla kalmamış, kitabın 2. baskısı bile çıkmış. Biz daha birini görmeden ikisini aldık. Kahvemi yudumlarken okumaya başladım ve keyfim yerine geldi. Günlerin sıkıntısını 5 dakkada almayı başardı. Başka kitap okuyor gibi gözüküyordum ama onu da iki kere filan okuduğumdan bence yeterli. Zaten ağır gelmişti bu koşuşturma maratonunda. Mini tatile çıkacağım şu gün ve önümüzdeki bir kaç günü daha eğlenceli hale getirecek, güzel olacak.

Salı ve çarşamba günleri iş gerekçesiyle Ankara’ya gitmek zorunda kaldım. İç kesimlerine giremedim ama gördüğüm kısımları beni iyice soğuttu başkentten. Zaten sevdiğim bir şehir değildi, artık ögh! Kalacağımız oteli alışveriş merkezinin yanına yapmışlar (ya da mantıken ki tam tersi bir durumdur) ama hiç bir yere bir tabela koymamışlar. Yani bilen biri götürmese sittin sene bulamazdım. İkinci günün sabahı da bir trafik vardı, aman tanrım. Neyseki biz o trafiğin tersine doğru yol aldık ama taksi şöförünün gözleri doldu tabi, o yolu geri dönmek zorunda olduğu için. Birde İstanbul’a dönüşte, İstanbul’a vardığımızda uçağın 30 dakika boyunca havada boş boş turlamak zorunda kalması kötüydü. Cumhurbaşkanı gelmişmiş filan filan. Havaalanından çıkınca taksi bile yoktu. Neymiş yollar kapatılmış. Bir adam geldi diye bu kadar insanın suçu ve günahı ne anlamıyorum. Sırf eziyet çektirmek maksat. Kırmızı ışıkta duran bir cumhurbaşından sonra çok uç noktalarda yaşıyor şimdiki. Neyse…

Geçen gün bir haber okudum. Google hakkında; atılan mailler 5 sn içerisinde geri alınabiliyormuş. Beceremedim nasıl olacağını ama bu servisi 30 sn’ye çıkarmayı düşünüyorlarmış. Olsada sağa sola yanlış mail atarsak mene müdahale edebilelim yaf. Google başarılı bir şekilde yola devam ediyor derken Chrome için çıkan eklentiler paralı olacakmış haberi bizi üzdü tabi. Hoş değil bu davranış. Ama Gmail’in bir özelliği ile yeniden yüzümü güldürdü kendisi. Nedir bu? Efendim, şimdi Türkçe kullanıyorsanız Gmail’i, maile bir dosya eklediğinizi yazıp, dosyayı eklemeyi unutur ve gönder tuşuna basarsanız, Gmail direk sizi uyarıyor. “Ekte” kelimesi kullandınız ama dosya eklemediniz, haberiniz olsun diye. Bunu görünce cidden şok geçirdim. Vay be elin adamı neler yapıyor biz hala rüyasında aldattığı için karısını ve çocuklarını öldüren adamlarla uğraşıyoruz.

Merakla beklediğim ürünümü satın alırken bir şey keşfettim. Apple Store’da iki kredi kartı ile alışverişi yapabiliyormuşsunuz. En son ödeme kısmısında iki kredi kartı ile ödeme diye bir kısım var. Adamlar düşünmüş valla. Başarılı baya. Ama ödemenin son dakikasında 202 dolar vergiyi tokat gibi suratıma yapıştırması hiç hoş değildi. Hiç beklemediğim anda, ürün almanın mutluluğu ile hayal dünyasından çıkardı beni. Ama artık işin sonuna gelmişiz geri dönecek değiliz ya. Ağzım burnum dağıldı mali açıdan ama genede gülebiliyorum. Birde elime geçse artık daha mutlu olacağım.

Bu arada bir konser haberi ile coştum adeta. Archive 28 Eylül’de Türkiye’deki ilk konserini verecek. Maçka’daki Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek konserin bilet fiyatları 49.50 TL. Fiyatı çok iyi ama günü pek hoş değil. Haftaiçi konserleri pek eğlenceli geçer mi onuda görüceğiz bakalım. Mekan hakkında pek bilgim yok, umarım iyidir mekan. Biletler de malum Biletix tarafından satılıyor.

Son olarak da sevmediğim konu olan siyaset hakkında bir iki şey yazmak istiyorum. Malumunuz referanduma çok az kaldı. Siyasetçiler otomatiğe bağladı, her yerde bir görsel var. Gözlerim bozuldu sağda solda EVET ya da HAYIR görmekten. “Evet” mi? “Hayır” mı? sonuç ne olursa olsun halkın kendi iradesi ile, parti fanatikliği yapmadan, bir birey olarak tek tek maddeleri iyice kavrayıp, kendi iradesi ile bir sonuca varmasını umuyorum. Çünkü değişen bizim anayasamız. Evet ya da Hayır sonucunda kazanan veya kaybeden oradaki partiler değil halkın ta kendisi olacaktır. Hangisi size yakın geliyorsa ona göre cevabınızı verin. Sempatizanı olduğunuz partinin zorlaması olan cevabı değil…

Etiketler , , , , , , , ,