Filed under Futbol

Son saniyelerin haftasonusu

Cuma’dan başlayıp, pazar gecesine kadar süren zamanda beş tane maçta son saniyelere kadar heyecan mı desem, stres mi desem bilemediğim duygular yaşandı. Cuma günü önce Panathinaikos – CSKA maçı, daha sonra Barcelona – Olympiakos maçı ile oturmadan basketbola doyduk resmen. İki maçta son basketlere kadar süperdi. Açıkçası ben Final Four’da Panathinaikos’u destekliyordum ama o son topu herhalde kimse açıklayamaz. Oraya kadar getirilen maçta o son top cidden ağlatır insanı. Ne kadar kötü kullanılır?’a ders gibi. Daha sonra da Beşiktaş maçını sallayıp resmen Olympiakos’a odaklandım. Pana olmadıysa illa da komşu olsun şampiyon diye Olympiakos’u destekledim. Spanoulis insan olsaydı herhalde böyle oynayamazdı. Resmen Yunan taktiği ile uyuta uyuta finale çıktılar. Final mi? İzleyenler bilir, fazla söze ne gerek… Euroleague tarihinde en süper geri dönüş tescilli olarak. 28 dakikada 19 sayılık farkı kapatıp, son saniye basketi ile şampiyon olmak. Hele ki kadrodanki iyi oyuncuları kaybetmiş olmana rağmen. Ama buradaki koç faktörü de asla yadsınamaz. Dušan Ivković resmen takım olma dersi verdirtti. Hele ki maç içinde gitti denen maçı nasıl geri getiren taktikleri bir anda ortaya çıkararak Avrupa’nın en iyi koçu olduğunu kanıtladı. Tabi ki bunda Teodosic’in katkısı da yadsınamaz. Son periyotta yanlış hatırlamıyorsam 5-6 hücumu tek başına mahvetti. Daha bencilce kullanamazdı sanırsam. Belki de Sinan Erdem ile kötü anılarının olmasınında bunda etkisi vardı. Sonuç olarak mükemmel bir final ve bir turnuva izledik. Gene İstanbul ve gene unutulmaz bir final.

City'in resmi twitter hesabının paylaştığı fotoğrafFinalden hemen önce İngiltere’de inanılmaz anları izledik. Son haftaya uzayan şampiyonluk yarışının galibi bildiğiniz gibi uzatmanın da son dakikalarında golü bulan City’nin oldu. 44 yıl sonra gelen şampiyonluk sonrası “NOT IN MY LIFE” pankartı ile birini gördüm. Bir kesim Fenerbahçeli arkadaşım için de kupa alırlarsa bunu yapmalarını öneriyorum. Neyse önemli olan burada QPR’ın Stoke City’in golünden sonra ve o maçın bitmesinden sonra artık daha fazla kasamamaları. Resmen bir rahatlama yaşadıkları an son gol geldi. Cisse’nin koşarak gelip Nasri’ye sarılması filan.. Bunlar cidden çok güzel görüntüler. Bizim ülkemizde olmayan cinsten. Maçın bitimiyle birlikte de tüm tribünler sahaya girdi. Ama ondan önce hele ki skor 1-2 iken taraftarların tepkileri de ayrı bir komikti.

Geri sayımın son maçı ise Türkiye’den: Fenerbahçe – Galatasaray. Saçma sapan bir playoff olayı çıkarıldı. Nedeni çok belli: Şike olayları yüzünden kaybedilen LigTV müşterileri ve insanları futboldan soğuyup ilgi göstermediği dönemdeki kaybı playoff’ta geri kazanmak. Fikstürün bile LigTV’nin stüdyolarında çekilmesi filan komedi ötesi. Nitekim istenen de oldu ve Playoff’ta Fenerbahçe aradaki puan farkını kapattı ve şampiyon belirleme son maça kaldı. Maçı izleyenler bilmiyorum dikkat etti mi ama maç mı izledik yoksa reklamları mı belli değildi. Ne kadar büyük televizyon alırsanız alın yayıncı kuruluşlar daima onu sizin için küçültmesini bilir. Neyse maç berabere bitti, maçın stresi ve gerginliği ile sahada futbola dair hiç bir şey olmadı. Cüneyt Çakır cidden iyi yönetti maçı, bunu da belirtmek lazım. Saha futbolcular arasında oluşan ufak gerginlikler filan çok normal. Seyircinin sessizleşmesi filan, kendimi onların yerine koyamıyorum o an. Son düdükten sonra da Fenerbahçeli hiç bir futbolcu pislik çıkarmadan, üzüldü. Haber yalan değilse ki sanmıyorum Alex Galatasaray soyunma odasına gidip herkesi tek tek kutlamış. Olması gerekenler bunlar. Olmaması gerekense sahaya girmeler, çatışmalar filan. Polise de nasıl talimat verildiyse saha gireni bayılana kadar dövmek filan… Şaka gibi cidden. Bu ülkede taraftara, maça gidene teröristten öte bir muamele yapılıyor. Takımı, rengi hiç önemli değil. Hepsine aynı muamele. Ama en çok şu soruyu sormak isterim: Benzin istasyonuna fişek atıp, oradaki arabaları devirip yakan mı daha salak, yoksa benzin istasyonun yanında havaya ateş eden polis mi? Yaşananlar rezalet ötesi. Ama normal taraftarında bunları yapacağına asla inanmıyorum.

Şimdi kesişme noktasına gelirsek; bu üç maçında ortak noktası, üçünde de sahaya taraftarın girmesi. City maçında sahaya girildi, futbolculara sarıldılar ki futbolcular baya korktu bu durumdan ama özel güvenlik futbolcuları alıp soyunma odasına götürdü. Sonra 15 dakika geçti geçmedi taraftar tribünlere geri döndü ve saha içi boşaldı. Polis mi? Ne polisi? Lakin Olympiakos şampiyon oldu, tribünlerden seyirciler sahaya indi, basketbolcularla coştular ama kimseye dokunulmadı. En azından kaba kuvvet olmadı. Ne oldu? Seyirci kendi kendine yerine geçti… Bir de kendi ligimizdeki maça bakıyoruz. Tamam biri uluslararası bir turnuva filan ama ne olursa olsun sahaya girdi diye taraftarı o kadar dövme olayları filan… Kafalarda sorun var ve bu tek taraflı da değil…

Etiketler , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şikelendik!

Pazar akşamı Trabzon’daki olaylı maçtan sonra çaktırmadan PFDK şikeden dolayı sevk edilen kişiciklerin cezalarını açıkladık. Gördük ki bir seneye yakındır devam eden şike olaylarının asıl sorumlusu İbrahim Akın’mış. Şizofren gibi her şeyi tek başına yapmış. En büyük cezayı o aldığına göre bunu anlamalıyız diye düşünüyorum. TFF başkanı Demirören ne demişti? “Şike girişimi sahaya yansımamıştır.” Futbolcu şike yaptı diye adama ceza veriyorsunuz üstüne sahaya yansımamıştır diyorsunuz. Milyonlarca insanı aptal yerine koymaktan başka bir şey değildir. Futbolcunun şike yaptığı maçta şike yok. Ayrıca şike sahaya yansımamış. İbrahim Akın herhalde o maç oynanırken Moda parkında çayını yudumluyordu…

Şike olaylarının başından beri ilerlenen yolun yanlış olduğunu savunmuştum. Şike varsa hemen cezaları kesersin bunların cezasını vermek bu kadar uzun sürmezdi. Şimdi senin verdiğin bu cezalardan sonra hukuk nasıl ceza verebilecek? Mahkeme Aziz Yıldırım’ı şikeden dolayı cezalandırırsa TFF ne yapacak? Onlar mı itiraz edecek karara? Bu kadar saçma sapan bir şekilde işin içinden çıkılırsa bitmişiz demektir. LigTV para kazansın diye bir playoff uydurulup insanları birbirine düşman ettikleri yetmiyor, bir de saçma sapan işler yapıyorlar. Geceleri rahat uyuyabiliyorlar mı acaba?

Her şeyden çıkardığımı sonuç İbrahim Akın şikenin elebaşı. Futbol hayatı bitti zaten de çıkıp konuşacak mı acaba? En başında iftira etti diye olayı başına neler geliyor. Boşuna dememişler doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diye. Ama şu ana kadar susuyorsa da bir şey vardır demek. Herhalde playoffun bitmesini beklemiyordur konuşmak için…

Üstüne Türkiye Kupası final maçı da lig bittikten sonra. Sırf playoffda oynuyorlar diye yorulmasınlar. Gerçekten süper zeka beyinlersiniz. Tebrikler…

Etiketler , , , , , , , , ,

Neler olmamış ki…

Baya oldu, baya birikti. Birikmemesi elde mi? Bin çocuk devletin sütünden zehirleniyor ama hatayı kabul eden yok. Sütü satan masum, sütü veren masum, sütten zehirlenen onca çocuk suçlu. Tesadüfen de hepsi aynı alerjiye sahip. Bak Allah’ın işine. Yoksa çok içtikleri için mi oldu? Çok da değil 200 ml… Yeni nesil çocukları ve insanları çok nankör. Sen onlara iyilik yap onlar çocukları hasta oldu diye seni suçlasın. Çocuğu bozuksa devlet ne yapsın?

4+4+4 yanlış. Ya 4+4+2 olur ya da 4+2+4 olur. Hala öğrenemediniz mi kaleci dışında sahada 10 kişi olur… Dur ne eğitimi?..

Şike şike şikelediler. Şike var dediler, bir ton dosyalar, bahanelerle insanları hapse attılar, orada tuttular / tutuyorlar ama gel gör ki neredeyse bir sene oldu ama şike sahaya inmemiş yeni anladılar. Sahaya inmeyen şike ne demek? Sahaya inmemiş şike neden yapılır? Hadi sahaya inmedi diyelim, nerede kaldı peki? O zaman o adamları neden tuttunuz o kadar içeride? Hepsini geçtim, madem şike yok neden teşebbüse olan ceza değişiyor? Bence bunca zaman nasıl çeviririzi mi düşündüler? Korkma kuzum ben bir şey yapmam sadece soruyorum. Mesela dün 58. madde değişirse keserim, yıkarım, çekilirim, çeker giderim böhühü diyen yönetici arkadaş basın açıklamasında bununla ilgili bir kelam etmemiş. Orada oturup bunları bize sunan basın mensupları da sormamış. Soramamış mı yoksa? Burada olay takımı yüzünden yüklenmek değil. Bir laf söyledin, yapacaksın. Sözünü tutacak cesaretin yoksa o sözü vermeyeceksin. Bunun rengi, ırkı, dini olmaz. Herkes için geçerlidir. Bakınız Emre ve ırkçılık olayı. Ne olay Emre ne de Fenerbahçe. Olay ırkçılık, terbiyesizlik, çirkinlik. Nouma bir halt etti direk kovuldu. Beşiktaş altyapısındaki çocuk attığı tweet yüzünden kovuldu. Kimse kulüpten büyük değildir. Yürek lazım bazı şeylere, yerse…

İnsanlar şunu anlamıyor. Yok marka değeri bilmem ne, geçin bunları. Anla artık ben olmasam sen olmazdın! Sen varsın diye de ben varım!

Etiketler , , , , , , , ,

Ne bekliyordunuz ki?

Daha maç bitmeden yazıyorum bu satırları ama maçtan sonra da fikrimin değişeceğini sanmıyorum. Hele ki o golden sonra hiç değişeceğini sanmıyorum.

İlk olarak şu soruyla başlamak lazım: Beşiktaş hangi tarihte İstanbul’a bıraktığı bir rövanşı, ilk maçta kaybettiği bir rövanştan alnının akıyla başarılı çıkmıştır? Hiç hatırlamamanız çok normal. Bizde genelde işler tam tersi işler ve her zaman hüsran olur. İçimizdeki o umut bile ağzımıza geri tıkılır. Efsane Ajax’a karşı alınan 2-1′lik yenilgi, Valeranga faciyası, Kiev maçında yüreklerin ağızda maçın son düdüğünü duymak bunların bir kaç tanesi. Kiev maçı derken şu 4-0′dan vermeye çalışıp hakem sayesinde kurtardığımız maç. İstatistikler sıfır diyor ben o kadar da umutsuz değildim. Ama takımda top yapacak tek adam var, onu da kitledin mi patlıyorsun. Diyorum ya en azından golü erken yedikte uykum gelirse rahat sızarım.

Umarım atarız ya ki hiç sanmıyorum ama gene umutlar başka bir bahara kaldı. Her sene aynı muhabbet değil mi? Sıktı artık…

Etiketler , , ,

Evet, sinirliyim

Gene mi futbol denmesin ama dünkü maçta resmen çıldırdım. Ne hakeme bu tepki, ne Beşiktaş’a ne de oynanan oyuna. Beni çıldırtan şey rakip takımın sahtekarlığı, çirkinliği ve emek hırsızlığı. Resmen nefret ettim İBB takımından. Bunlara bu tavizi verenlerde suçlu aslında. Bizim karabelamız olabilirler, bunu kabul etmiş durumda herkes ama bu şekilde olmasın lütfen. Maç boyunca kışkırtma hareketleri, saçma sapan itirazlar ve tripler katlanılır gibi değil. Hele ki bir pozisyonda tam kontra atağa çıkarken yerde hiçbir şeyi yokmuş gibi yatan adamın çaktırmadan kafasını kaldırıp topun taca atıldığını görünce ayağını tutup acılar içinde kıvranıyor numaraları inanılmazdı. Adamın oynadığı takım aşılamıştır bunu başka neden olsun ki. Adım atmaya üşenen o takım, golü yedikten sonra köpek gibi koşmaya, mücadele etmeye ve yedikleri sertliklere direnen bir ekibe dönüştü. Bu ikiyüzlülüğü sevmiyorum. Benim takımım da yaparsa aynı tepkiyi veririm. Allah’tan yapmıyor da bunları her maç görüyoruz. Ama bu adamlar her sene aynı hikaye, aynı senaryo ile burada. Sıkıldık artık yani bu kafalardan. Zaten psikolojik bir üstünlüğün var yani, bunu kullanıyorsun senelerdir ve puanları filan alıyorsun. Bunu bu şekilde çirkinleştirmenin anlamı nedir? Abdullah Avcı gidince Arif ile daha da lanet bir hal alması kuvvetli muhtemel zaten. Artık yeter yani.

Etiketler , , , ,

Dünya Derbisi (!)

Dün maçın özetini izlerken spikerin “ve dünya derbisi başlıyor!” diye haykırmasını duyunca ne yapacağımı şaşırdım. Bir kaç sene önceye kadar dünyanın en eski derbilerinden biriydi. Diğeri malum Boca – River derbisi. Dün spiker en büyük üç derbisinden birine çevirdi olayı. Tamam bu iki takımı da tutmuyor olabilirim ama kendimizi kandırmayalım. Türkiye’deki hiç bir derbi dünya derbisi filan değil. Son yıllarda zaten rezaletleri ile öne çıkmış bir derbiydi. Üstüne şunu sorsam cevap vermeye utanır insan: Bu dünya derbisi kaç ülkede canlı olarak yayınlandı? 2? 3? Arap ülkelerinden başka İspanya’da mı? Neyse ki bu sefer olay filan çıkmadı da futbol konuşuluyor maçtan sonra. Ama nasıl oldu da lanet bozuldu anlamakta mümkün değil.

Dün gece derbi dışında da garip şeyler oldu. Son yıllara Şampiyonlar Ligi’ne damgasını vurmuş Manchester United kupadan elendi. Basel’e yenilerek herkesi şaşırttılar resmen. Onların dışında Manchester City, Porto ve Valencia da yollarına Avrupa Ligi’nde devam edecekler. Gene bizim şansımıza en kazık takımlar Avrupa Ligi’nde! Bu sezon baya farklı maçlarda oldu. Mesela dün Lyon’dan umutlandık gene ama 8 olması. İlk yarısı 1-1 biten maçın son 15 dakikasına 7-1 girildi. Bir tane daha ataydılar ya! Fenerbahçeliler ve Beşiktaşlıların beklentileri vardı ama sadece Fenerbahçelilerin ki gerçekleşti. Dünkü maçlar sonunda üç takım gruplarında sıfır puan çekti ve Fenerbahçe’yi yalnız bırakmadılar. Olan gene bize oldu.

Etiketler , , , , , , , , , ,

Play-Of(f)!

Süper Ligimizin lig lideri geçen haftaya kadar 16 gol atmıştı. 12 maçta 16 gol. Son haftada dört tane attı da istatistiğini biraz arttırmış oldu. Ona rağmen bir ligin liderinin sadece bu kadar az gol atmış olması normal değil. Son haftadan sonra ligimizde en çok gol atan takım Fenerbahçe ve attığı gol sayısı ise sadece 20. İşte play-off sisteminin bizlere verdiği çok güzel bir ayrıcalık. Takımlar gerekli yerde bitireyim yeter düşüncesi ile futbol oynamaktan çok işini garantiye almaya yönelik hareketler peşindeler. Büyük, küçük fark etmiyor. Hepsinin durumu aynı. Hedefi yüksek olanlar, ilk dörde girsem yeter, oradan şampiyon olurum diye düşünüyor. Çünkü ligi lider bitirmenin hiç bir ayrıcalığı yok. Eskiden vardı; ligi lider bitiren şampiyonlar liginde ön eleme oynama hakkı kazanıyordu ama UEFA buna izin vermedi. Ne karım olacak o zaman ligi lider bitirmemin? Dünyanın en saçma sapan olayını bize dayattılar, insanları da kaçırdılar statlardan. Şike davası yüzünden zaten soğuyan seyirci bu olaylarla birlikte artık iyice umursamaz oldu. Zaten maçlarda gayet sıkıcılar.

Ayrıca cumhurbaşkanı yasayı veto etti ya! Oh rahatladım yani resmen. Çok da güzel yaptı. Dayatma modelini deneyen klüpler birliğine tokat olsun bu. Dansöz ve ikiyüzlülüklerini umarım insanlar görüyorlardır. Aşkımız renklere filan diyoruz da adamların umurlarında değil. Sonuçta biz destekledikçe onlar primleri topluyor, kendilerini bir şey sanıyorlar. Bıkmanın da doruk noktasına ulaştık resmen. Rengi ne olursa olsun tüm klüpler aynı ikiyüzlülük içerisinde. Sonra neden başarı yok vs vs. Yabancı sınırı da artırıldı, artık takımlar yerli oyuncu alacağına yabancı oyuncu ile dolduruyor takımlarını. Ondan sonra Eskişehir Klubü’nün başkanı gibi çıkıyor Anadolu Klüpler’inin başkanları. Bir oyuncu için 10 milyon euro filan istiyor. Başka ligde olsa 500 bin euro etmeyecek adamları nasıl geçirebilirim derdindeler. Basın bir yandan doldurur, bunlar bir yandan kazıklar. Alt yapısına sıfır yatırım yapmış klüplerimiz de mecbur yer bu kazığı. Sonra hayal kırıklığı. Normal yani yaşananlar.

Futboluma dokunma diye bir protesto çıksa. Aynı İnternetime dokunma kıvamında. Yöneticileri biraz uyandırır kendi pembe dünyalarında diye düşünüyorum.

Etiketler , , , , , ,

Bir garip durumlar

Bilir kişi Emek Sineması’nın yıkılmaması yönünde rapor verirken savcı yıkılmasına karar veriyor. Kim bilir kişi belli değil. Madem bu kadar çok biliyorsun o zaman raporu neden istedin. Aynı bu tip duruma benzer bir şey de dün yaşandı. Klüpler Birliği bir açıklama yaptı ve “18 klübün ortak kararı ile…” diye açıklamalarını yaptılar. Altını çiziyorum 18 klüp. Yani devamlı mağduruz triplerindeki Trabzonspor da, her şike haberinden sonra cak cak konuşan Galatasaray da. Yöneticilerin rengi olmuyor. Hepsi taraftarı galyana getirip, sağa çekip izliyorlar. Oh beni sevdiler deyip yatsınlar. Ne değişti o zamandan beri de bu karara ortak oldular. Mehmet Demirkol’un da dediği gibi geçen sene seyircilerin aldığı cezalar vs verilirken neredeydi bu insanlar da kendi yöneticileri ceza alınca uyanıyorlar. Şimdi de Cumhurbaşkanına geçir bu yasayı, uzatma diyorlar. Buyurun beyefendiler siz yönetin her şeyi. Ama bilin ki siz izlersiniz sadece maçları. Kimse gelmez, kendi kendinize takılırsınız. Seyirci yapılanlardan dolayı çok sıkıldı ve artık bıktı. Neler yaptıysanız artık bu kadar korkuyorsunuz kim bilir. Oyuncağa çevirdikleri Türk Futbolu’nu farkında olmadan bitiriyorlar. Bu milli takımı da etkiliyor, masum olan insanları da. Bizleri de oyuncuları da. Bundan sonra biz her hatalı gol yiyen kaleciden şüphe mi edeceğiz? Korcan’ın suçu ne?

Bu haftaya damga vuran başka bir konu da Ömer Dinçer’in süper açıklaması. Atanamayan öğretenlere yönelik efsane bir açıklama yaptı: ““Üniversiteleri akademik olarak özgürleştireceğiz” diyen Dinçer, eğitime ayrılan bütçenin savunmaya ayrılandan 20 milyar lira daha fazla olduğunu belirtirken, kamu yönetiminin geleneksel zafiyeti yüzünden açıkta kalan 264 bin öğretmene “Bu kadar öğretmene ihtiyacımız yok, yeteneklerine uygun başka mesleklere yönelsinler” tavsiyesinde bulundu.” Neresinden tutsan elinde kalıyor. Ondan sonra ülkede neden eğitim kötüye gidiyor? Nasıl iyiye gitsin ki. Severek ve içten yapılması gereken bu mesleği yapacak öğretmenler iş bulana kadar zaten tekrar ayağa zor kalkacak kadar yıpranıyorlar. Ayrıca heyecanla bekleyen öğretmen adayları da bu haberle gerçekten geleceğe artık daha umutlu bakıyorlar.

Etiketler , , , , , ,

Ya sabır…

Bu aralar çok spor ve futbol temalı oldu ama cidden o bölgede hareketlilik fazla. Dün de yeni şike yasası meclisten geçti ve onaylandı vs vs… Bu yasa ile şike cezaları baya bir düşürüldü. Ağır ceza mahkemelerinden sulh ve asliye mahkemelerine devredildi. Tek iyi tarafı sporda şiddet olaylarının cezaları ağırlaştırıldı. Onun dışındakiler düşürüldü ve cezaları kaldırıldı. Genel olarak klüpler birliğinin istediği her şey oldu. Zaten senelerdir adam gibi bir karar veremeyen 18 tane adam, şike soruşturmasından sonra ne olduysa omuz omuza verip kararlar almaya başladılar. İşlerine gelince hemencik birlik olabiliyorlarmış. Yoksa başları sıkışınca ya da etekleri tutuşunca mı demeliyim?

Dün gece de herkese değil de Beşiktaş’ın rakiplerine ya sabır çektirecek bir haber geldi. Los Angeles Lakers’ın başarılı oyuncusu Lamar Odom ile NBA’daki lokavt bitene kadar anlaşmış Beşiktaş. Semih Erden’in parmağının kırılması ve iki ay salonlardan uzak kalacağının öğrenilmesinin ardından bir kaç alternatife yönelmişti Beşiktaş. Diğerlerinden olumsuz yanıt alınca Odom ile anlaşmaya varıldı. Umarım lokavt daha uzun süre bitmez, hatta bu sene NBA oynanmaz da bir tane şampiyonluk görürüz. Yoksa onu da göreceğimiz filan yok yani. Ama her sene yaşanan sorunları bu sene de yaşayacağımız belli. İki yıldızın parası ödenir diğer oyuncuların ödenmez, huzursuzluk başlar. Huzursuzluk ile de düşüş. Umarım yaşanmaz diyeceğim ama hiç umutlu değilim bu konuda. Hayırlısı…

Etiketler , , , , , ,

Kendi minik dünyalarına karşın bir garip derbi

Pazar günü büyük çoğunluğumuz akşam heyecanlı bir şekilde Beşiktaş – Galatasaray derbisini izledik. Gol yoktu ama futbol güzeldi diyelim maç hakkında. Zaten anlatmak isteyeceklerim sahada ki futboldan çok saha dışı olaylar.

Maçtaki “kafes” diye adlandırılan yerde siyah-beyaz renkli insanlar vardı. Kadınlar ve çocukları kafese almışlar. Büyük ihtimalle tribünler kafese doğru dönüp laf atamadığından kendilerini yalnız hissetmişlerdir. Çünkü en azından Türkiye’de bu maçlarda büyük bir eğlencedir ve klüp başkanları sırf cezalardan korktukları için hemen kolayı seçip, tribün güzelliklerinden anlamamaları yüzünden böyle bir karar aldılar. Önce play-off saçmalığı ile darbe vurdukları futbola, daha sonra derbilere rakip taraftar götürmeme ile darbe vurdular. Tek düşünceleri cepleri, ama çıkıp sanki bir şeyleri umursuyormuş gibi konuşmayı biliyorlar. Toplantı yaptıkları o odayı kendi dünyaları sanıyorlar. Her olayda olduğu gibi tepki koymayı daha düzgün yapabilsek öyle olmadığını görecekler, görmek zorunda kalacaklar.

25 yıl önce insanlar derbilerde yanyana maç izleyebilirken, şimdi geldiğimiz noktada rakip takım seyircisi rakip stada alınmıyor. Ülkemizin gelişimini öve öve bitiremiyoruz lakin iç huzurumuz bir o kadar geriye gidiyor. İnsanın iç huzuru bu kadar geriye giderken nasıl ülke durumu iyi olabiliyor onu anlayamıyorum işte. Gene en başa dönüyoruz. Zengin daha çok zenginleşirken, fakir daha çok fakirleşiyor.

Bu arada geriye gidiyoruz dedim ama gerideki durumun daha iyi olması daha bir ironik. Neresinden tutsan elinde kalıyor. Kendini yönetici sanan beyaz yakalıların bu işi istediklerini yapamayacak olmalarını anlamalarının uzun sürmeyeceğini düşünüyorum. Taraftar elbet bir yerde tepkisini koyacak. Ya daha çok olay çıkaracak ya da makul bir şekilde hakkını arayacak ama sonunda istediğini alacak.

Dk. 65 ve işte o muhteşem duyarlılık şovu. Beşiktaş taraftarı yüreklerindeki sıcaklığı ve ısıyı, güneşlerini Van’a gönderdiler. Bu sadece şov değil unutulanı hatırlatma. Yaptıkları ve yapacakları yardımın habercisi… Helal olsun! Bunu manşete taşımak yerine olmayan ırkçılık zırvalarını manşete çıkarma çabaları ise ayrı bir komedi. Irkçı olsak taraftarın en sevdiği oyuncu Pascal Nouma olmaz. Aynı Pascal Nouma’da bu maçta taraftara destek verip, üstünü çıkarmazdı. Bazen insanların zekasından cidden şüphe ediyorum…

Etiketler , , , , , , , , , , , ,